Her girişimci hayatının bir döneminde maaşlı olarak çalışmıştır. Ben maaş bordrosu almaya başlamadan önce başarılı bazı ufak girişimler yapmış kişilerdenim. Ancak maddi olarak en büyük yatırımı yaptığım girişimin para kazandırmaması hayatımı bambaşka bir yola doğru yöneltti. Yöneldiğim alternatif yolun da bana iyi ve düzenli bir hayat standardı sunması nedeniyle hikaye pek dramatik değil ancak bu girişimden edindiğim bir çok tecrübe ve bilgi var.

Girişimcilik konumuz istiridye mantarı üretimi.

İstiridye mantarı yetiştiricisi olmak iş fikirleri paylaşan tüm internet siteleri, bloglar ve tarım tv kanallarında çok kârlı bir iş olarak gösteriliyor. Ancak gerçek hiç de öyle değil. Tabi bunu 2017 yılında ben veya başkaları söylüyor ama 2012 yılında kimse söylemiyordu.

2012 yılı başlarında düşük maaşlı, eğitimini aldığım alanla alakasını sadece patronun kurabildiği bir işten sıkılıp iş kurma fikirleri ararken bir dönem “acaba ?” dediğimiz istiridye mantarı üretimi tekrar aklıma geldi. Kısa bir araştırmayla bu işe aklım yattı. Sanırım hatalar zinciri de tam burada oluşmaya başladı; kısa bir araştırma.

Kısa araştırma sonrasında bu işe başlamak için gerekli olan “başka birilerini” aramaya koyuldum ve bulmam da zor olmadı. Başka birileri dediysem mafyadan adamlar değil elbette, istiridye mantarı kompostu alacağım firmalar. İstiridye mantarı kompostu da nedir diye sorabilirsiniz, daha sonra bunları anlatacağım.

Kompost, mantarların doğada yetiştiği ortama yakın yapay ortamdır. Çiçek ve saksı örneği gibi düşünebilirsiniz. Saksı içinde çiçeğin beslenmesini sağlayan toprak vb. maddeler var. Kompost da saman, talaş gibi selüloz içeren bitki kalıntılarından oluşuyor. Mantarın besini selülozdur.

Bu arada yazıda linkler verdiğim site bana ait ve mantar üretimi üzerine bilgiler yer alıyor. İlginizi çeken konularda tıklayabilirsiniz.

İşe başlamadan önce çözmek zorunda olduğum bazı problemler vardı.

  1. Üretimi nerede yapacağım ?
  2. Ne kadar sermaye gerekir ? Bunu nasıl bulacağım ?
  3. Nasıl üreteceğim ?
  4. Kime nasıl satacağım ?

Sanırım bunların tümü yeni iş kurma sürecinde karşılaşılan tanıdık sorunlar. Ancak işin para ile ilgili bölümleri Türkiye’nin kayıt dışı ve kendi kuralları olan ticaret dünyasında geçtiği için sorular biraz daha zorlaşıyor. Yazı dizisine Esnaf İşi Girişimcilik Macerası adı vermemin nedeni de biraz bu. Mantarcılık sektörünün hiç bir yerinde kurumsallık ve etik değerler yoktu. Teknoloji kullanımı en alt seviyedeydi ve her türlü alım-satım, üretim işleri son derece derme çatma şartlarda yapılıyordu.

Üretimi nerede yapacağım ?

İstiridye mantarı üretimi çevre koşullarından bağımsız üretim ortamı isteyen bir iş. Yani sanayide bir dükkan tutup tezgah kurup üretim yapma şansınız yok. Ortamın nemi, sıcaklığı, ışığı, oksijen oranı vs. mutlaka kontrol altında ve kolaylıkla değişebilir olmak zorunda. Bunları yaptığım kısa araştırmalardan öğrenmiştim. İstanbul’da yaşayan biri olarak çevremde bu hale getirebileceğim bir yer doğal olarak yok. Zaten en başta oksijen konusu İstanbul içini olasılık dışı bırakıyor.

Üretim yeri konusunda İstanbul’un Karadeniz kıyısında güzel bir kasabası olan Ağva bu iş için ideal gibi göründü. Peki neden Ağva derseniz, size Ağva’lı olduğumu, annem ve babamın yerleşik olmasa bile orada yaşadığını söyleyebilirim. Havası temiz, kiraların daha ucuz, bürokratik işlerin biraz daha kolay olacağını düşünerek Ağva’da yer aramaya başladım. Evet üretim yeri artık netleşmişti.

Ne kadar sermaye gerekir ?

Araştırma yaparken konuştuğum herkes bu işin az sermaye ile yapıldığını anlatıyordu. Tabi bu kişiler yukarıda bahsettiğim kompost satıcıları idi. O dönem “madem sermaye gerekmiyor, siz neden bu işi yapmıyorsunuz ?” diye sormak aklıma gelmedi. İşte insan kafasındaki fikre inanınca bir şekilde sorgulama yapmaktan uzaklaşıyor.

Ancak her ne kadar sorgulama işini bir süreliğine rafa kaldırsam da daha önceki dükkan açma girişimlerimden bu tür işlerin maliyetini az çok hesaplama tecrübem vardı.

Örnek verecek olursam, üretim yapmayı düşündüğüm 600 m2 kapalı alanı ısıtmak ve soğutmak için 1 tane salon tipi klimanın yeteceği söylenirken benim hesaplarıma göre 5 tane gerekiyordu. Aradaki fark 4 klima yani 10 bin liraydı. Daha sonra 5 klimanın da yeterli olmadığını, aslında normal klimaların bu iş için uygun olmadığını görecektim.

Mantar kompostu üreticilerinin öngörmediği daha doğrusu hiç dile getirmediği bir de nakliye sorunu vardı. Öyle ki İstanbul’da olan mantar piyasası ile benim aramda 80 km. yol vardı ve mantarlar bu yolu kendi başlarına gidemezdi. Konuştuğum tüm mantar kompostu satan ve mantar toptancılığı yapan kişiler, müşterinin gelip benden alacağını söylediler ancak “siz gelip alır mısınız ?” diye sorduğumda hepsinin verdiği cevap aynıydı; Hayır !

Sonuç olarak bir ticari araç edineceğim kesinleşmişti. Sadece nasıl bir araca ihtiyacım olduğuna ve aracı ne şekilde bulacağıma karar vermeliydim. Araç tipini kapasite hesapları sonrasına bıraktım.

Mantar üretiminde en önemli gider kalemini kompost oluşturuyor. Bunu en başından biliyordum. Belki bir araç ve klimalar daha pahalı ancak bu yatırımı tek sefer yapıyorsunuz. Ancak kompostların her 3 ayda bir yenilenmesi gerekiyor.

Bunun için kompost alabileceğim firma arayışına girdim. Aslında bu iş hakkında ilk bilgi aldığım firma zaten kompost üreticisiydi ve ben sadece başka bir alternatif bulabilir miyim diye araştırdım ancak bulamadım. Kompost alınacak yer de belliydi artık. Sıra geldi üretim yapacağım alana ne kadar kompost sığar ve ne kadar istiridye mantarı üretebilirim sorularının cevaplarına.

Kompostlar ortalama 15–20 kg arasında ağırlığı olan içi saman, istiridye mantarı tohumu ve su dolu poşetlerdi. Yaptığım hesaplara göre yaklaşık 40 ton kadar kompost ile üretim yapma kapasitem vardı. 40 ton kompost ile maksimum 12 ton mantar üretilebilirdi ve üretim dönemlerini de göz önünde bulundurduğumda bana günlük en fazla 500 kg. mantar taşıyabileceğim bir araç yeterliydi. Ancak burada yaptığım en önemli hata hiç yapmadığım bir işe maksimum kapasite ile atılma kararı vermek oldu. Bunu, üretimle ilgili bölümde detaylı olarak anlatacağım.

Artık yavaş yavaş sermaye ihtiyacı netleşiyordu. Elde bulunan bir miktar nakit ile araç alıp para akışı başlayana kadar ödenecek kira ve diğer giderler için de kenara ayırdıktan sonra diğer giderler için taksit sistemini kullanmaya karar verdim. Kısacası alabileceğim her şeyi kredi kartı ile alıp 9 taksit yaptım.

Nasıl üreteceğim ?

Üretim, işin en kolay kısmı olarak görülüyordu. Öyle ki “hiç ilgilenme bırak git üç gün sonra gel topla” diyenler bile vardı. Ancak durumun öyle olabileceğine hiç bir zaman inanmadım. Bu nedenle önce internette daha sonra da diğer üreticilere sorarak araştırma yaptım. Gördüğüm kadarıyla Türkiye’de kimse istiridye mantarı üretemiyor, sadece üretmeye çalışıyordu. Bu konuda kendime güveniyordum. Kimya bilgimi kullanarak ve düzenli bir tesis oluşturarak bir çok kişinin yapamadığını yapabilirdim. Zaten yabancı forumlarda mantar üretimi ile ilgili daha fazla bilgi vardı ve istiridye mantarını üretebiliyorlardı. Demek ki sorun yöntemlerin zorluğu değil uygulayanların hatalarıydı. Bunu aşabilirdim.

Kime nasıl satacağım ?

Bu yazıyı yazdığım günlerde 34 yaşımın ortalarındayım. Yani belki hayatı olmasa da Türk insanını anlayacak kadar yaşadım. Ancak anlayamadığım konuların başında insanların yapmayacakları şeyler için sizden talep gelmese bile öne çıkıp vaat vermeleri gelir.

Mantar üretimi yapmadan önce yaptığım en detaylı iş belki de pazar araştırması oldu. Pazar araştırması derken hem kavramsal olarak hem de gerçek anlamda pazarları araştırdım 🙂

İstiridye mantarının en çok satıldığı yerler semt pazarlarıdır. Ben de ilk olarak çevremdeki pazarlara gittim. O dönemde kilosu 12–15 lira arasında perakende olarak satış fiyatı vardı. Konuştuğum tüm pazarcılar ağız birliği yapmış gibi “7 liradan getir, ne kadar varsa alırım” dedi. Hatta bir çoğu numaramı aldı, verdi.

Bu arada evet pazarcılar genelde alış fiyatının üzerine %100 koyarak satarlar.

Daha sonra perakende olarak istiridye mantarı satmak isteyen birinin gözünden konuya bakmaya çalıştım ve müşteri olarak mantar toptancılarını aradım. 20–30 kg mantar almak istediğinizde ortalama fiyat 8–10 lira arası oluyordu. Yani toptancıların mantarı üreticiden yani benden 6-7 liraya alıp 8–10 liraya satması olası bir durumdu.

Mantar üreticisi olarak mantar toptancılarını arayıp “mantar ürettim, kaça alırsınız ?” diye sorduğumda fiyat 5–7 tl arasında değişiyordu.

Bu durumda ortaya şöyle bir tablo çıktı ;

  • Mantar toptancıları her gün fazla miktarda mantar alabiliyor, fiyatı 5–7 TL.
  • Pazarcılar, tezgah açtıkları günlere göre 50–100 kg arası mantar alabiliyor, fiyatı 7 TL.
  • Perakende dükkanlar daha az alıyor, fiyatı 8–10 TL.

Bu ortalama satış fiyatları benim maliyetlerimi karşılayıp kâr edebilmemi sağlıyordu.

Bu hesaba göre ürettiğim mantarı 2–3 perakende müşteri, 1–2 pazarcı ve kalanı toptancılara olacak şekilde paylaştıracaktım. Bu sayede hem satış fiyat ortalamasını yükseltecek hem de alternatifli bir müşteri ağı oluşturacaktım. Mantarın üretildikten yani toplama boyutuna geldikten sonra 1–2 gün içinde toplanıp aynı gün satılması çok önemli. Yani alternatifli müşteri ağı şarttı.

İşin öncesinde planlama ve araştırma sürecini anlattığım yazımı burada noktalıyorum. Tesis kurulumu dönemini anlatacağım yazı ile Esnaf İşi Girişimcilik Macerası yazı dizisine devam edeceğim.

Daha Fazla Benzer Yazı
  • Yeni Nesil Bloglar: Bloglarda Endüstri 4.0 Devrimi

    İnternetin evlere girdiği günden itibaren bloglar hayatımızın içinde olmayı sürdürüyorlar.…
Load More In Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Check Also

En İyi 10 Ücretsiz Stok Fotoğraf Sitesi

Google’ın arama sonuçlarında sayfalardaki fotoğrafları da değerlendirmeye almasıyla …