Ana Sayfa İş Fikirleri Esnaf İşi Girişimcilik Macerası: Temelleri Atıyorum

Esnaf İşi Girişimcilik Macerası: Temelleri Atıyorum

13 dakikalık okuma
250

Esnaf işi girişimcilik macerası yazı dizisinin ilk yazısında planlama aşamasından bahsetmiştim (bundan 1,5 yıl önce). Bu yazıda da istiridye mantarı üreteceğim alanın oluştururken geçtiğim tadilat-inşaat işlerini ve karşılaştığım zorlukları anlatacağım.

Öncelikle istiridye mantarı üretmek için nasıl bir ortam gerektiğini kısaca anlatayım.

İstiridye mantarı kuluçka döneminde karanlık ve ortalama 25 derece sıcaklıkta %80 nemli ortamda 15 gün kadar beklemesi gereken bir canlı türü.

Kuluçka dönemi bitip meyve verme dönemi geldiğinde ise günlük düzenli olarak aydınlatma yapılabilen, %95 nem 13–15 derece sıcaklık ve bol oksijen değerlerine sahip bir ortamda olması gerekiyor.

Yani gördüğünüz gibi tarlaya ekip kendi halinde çıkmasını bekleme şansınız yok. Ayrıca ortam değerlerinin sizin kontrolünüzde değişebilmesi de şart. İlginizi çektiyse bu konuya istiridye mantarı üretimi yazımda daha detaylı değindim.

Yazı dizisinin ilk bölümünde bu işi Ağva’da yapacağımdan bahsetmiştim. Turistik bir bölge olması nedeniyle üretime uygun mekan sayısı çok azdı. Ben de uygun olan birini kiralayıp burayı kendi ihtiyaçlarıma uygun hale getirmeye karar verdim.

Kiraladığım yerin önce kaba tadilat işlerinin yapılması gerekiyordu. Bunlar bir duvar örülmesi, su ve elektrik tesisatı yapılması ve 7 metrelik bir merdiven. Bunları yapmak için belirlediğim 15 günlük süre vardı ve Ağva’da bu işleri yapacak birilerini aramaya koyuldum.

Baktığınız zaman basit kaba inşaat işleri gibi görünüyor ancak nedenini anlayamadığım şekilde hiç bir “usta” bu işleri yapmaya yanaşmadı. Genelde kısa süreli işlere fazla fiyat veremedikleri için hiç almıyorlar ve uzun işleri bekliyorlardı. Garip bir yaklaşım ancak bu durumla daha sonra farklı işlerde de karşılaştım.

Usta bulamadığım için İstanbul’da zaman zaman bu tür işleri yaptırdığımız bir tanıdıktan rica ettik. Duvar, elektrik tesisatı ve merdiveni o ve ekibi yapacaktı. Gerekli malzemeleri tedarik ettikten sonra 1 hafta gibi bir sürede tüm işleri bitirdiler.

Sıra tesis içindeki diğer işlere gelmişti. Boya ve temizlik en önemli işimizdi. Bunun için de tabi ki sadece astronomik ücret isteyen ustalar bulabildiğim için kendim yapmaya karar verdim. Yaklaşık 600 m2’lik bir alanı 3 günde boyadık.

Her işi kendimizin yapmak zorunda kalması can sıkmaya başlamıştı. Ancak artık usta aramakla vakit kaybetmeyecek, mümkün olan her şeyi kendim yapacaktım. Kompostların gelmesine yaklaşık 20 gün vardı ve tesisin hazır olması gerekiyordu.

Tesis İçi Düzenlemeler

İstiridye mantarı kompostları rafların üzerinde veya bir yerlerde asılı durmak zorundalar. Bunun nedeni olabildiğince homojen şekilde nem, ışık ve sıcaklığa maruz kalmaları gerekmesi. Aralarında havanın rahatça dolaşması gerekiyor.

Kompost’un ne olduğunu merak ediyorsanız kompost üretimi yazımı okuyabilirsiniz.

Yaklaşık bir maliyet hesabı yaptıktan sonra bu kadar büyük alana raf yapmak yerine tavandan asma yöntemini uygulamanın daha kolay ve ekonomik olacağını gördüm. Ayrıca askılar istendiği zaman sökülebilecek ve temizlikte kolaylık sağlayacaktı. Bu yöntemi daha önce gezdiğim hiç bir mantarhanede görmemiştim, tamamen bizim tasarladığımız bir modeldi.

Bunun için bol miktarda kare profil demir ve inşaat demiri gerekiyordu. Yapmaya çalıştığım şey tam olarak alttaki gibiydi.

Demirlerin kesme ve bükme işlerini 10 gün gibi bir sürede kendim yaptım. Bu arada demir işçiliğinin vücut geliştirme için ideal olduğunu da fark ettim. Vücudum hiç olmadığı kadar belirgin şekilde kaslı hale gelmişti 🙂 Demirlerin kaynak işlerini ise duvar ören tanıdığımız yaptı.

İstiridye mantarında en önemli noktalardan birisi de havalandırma. İstiridye mantarı büyümeye başladığında spor adı verilen, çiçeklerin polenleri benzerinde bir madde salgılar ve ortamdaki oksijen oranını düşürür. Ayrıca havada çok fazla mikron büyüklüğünde asılı parçacık olur.

İşte bu parçaların düzenli olarak dışarı atılması ve içeri temiz hava girmesi gerekliydi. Bunun için bir hava hacmi ve debi hesabı yaparak 4 büyük fan kullanarak 10 dakikada tüm havayı değiştirebileceğimi gördüm. Ben 1 tane de yedek olarak düşünüp 5 fan almak için İstanbul Tahtakale’ye gittim. Bu da aslında çok kolay bir alışveriş gibi duruyor ancak bu tür malzemeleri satan esnaf sanırım ilk defa 5 tane birden fan isteyeni görüyordu.

Sayısını tam hatırlamamakla birlikte girdiğim tahmini olarak on dükkandan beşinde 5 tane fan yoktu. Üç tanesi de 5 tane fan istediğim için beni rakip olarak gördü. Evet çok komik ama “benden ucuza alıp benim müşterimi mi çalacaksın” diyen bile oldu. Bir tanesi de “5 tane fan bulamazsın daha önce kimden aldıysan ona git” dedi. Halbuki ben ömrümde ilk defa fan alıyordum.

Günün sonunda sadece 1 dükkanda 5 tane fan bulabildim ve çok da düşünmeden satın aldım. Normal şartlarda 10 dakikada bitmesi gereken bir alışveriş için 1 günümü harcadım.

Fanlar, otomatik zaman ayarlı bir elektrik sigortası yardımı ile saat başı 10 dakika çalışıp tüm havayı dışarı atacaktı. Basınç farkından dolayı da diğer taraftaki pencerelerden serbest şekilde temiz hava içeri girecekti. İlk bakışta fizik kurallarına göre uygun bir plandı ancak istiridye mantarının bilinmeyen bir özelliği bizi bekliyordu.

Mantar üretimi için geriye iki konu kalmıştı; iklimlendirme ve nem.

Bunlar maliyeti en yüksek ve bilinmeyenlerle dolu konulardı. Örneğin o dönemde tüm istiridye mantarı üreticileri ve kompost satıcıları, klima ile soğutma yapmayı tavsiye ediyordu. Ancak bildiğimiz türde klimalar en düşük 18 derece sıcaklığa kadar soğutabiliyordu. Biz o dönemde istiridye mantarının 18’den daha düşük hatta 12–13 derece sıcaklıkta daha verimli ve kaliteli üretilebileceğini henüz öğrenmemiştik ve doğal olarak soğutma işini klima ile çözmeye karar verdik. 5 tane salon tipi klima sipariş ettik.

Nem ise zaten ortamda istediğimiz oranda mevcuttu. Ağva ortalama %80–90 nem oranına sahip bir bölge. Normal durumda bu nem yeterli ancak nem oranının kontrol edilebilir olması gerekiyor. Ancak o dönem için nemlendirme cihazı yatırımı yapacak bütçemiz kalmadığı gibi ne istediğimiz nemlendirme sistemini yapacak firma bulabiliyorduk ne de biz ne istediğimizi tam olarak biliyorduk. Nemlendirme cihazını da kullanan başka mantar üreticisi -bildiğim kadarıyla- yoktu.

Bu iki konuyu da kendimizce kabul edilebilir şekilde çözdüğümüzü düşünüp kompostların geleceği tarihi beklemeye başladık.

Teoride her şey hazırdı.

Bir sonraki yazıda mantar üretim sürecini ve yaşadığım sorunları anlatacağım.